Yine Ankara yine tepeler 30.01.2010

Yine Ankara, yine tepelerdeyim. Bu kez yalnız değilim yanımda Umut KARKIN da var. Umut bizim eve kadar geldi ve rotamızı belirledik Haymana ilçesine gideceğiz. Hava sıcaklığını hiç sormayın. Benim bu konuda söyleyecek sözüm yok. Çünkü geçen hafta atan sigortamı uygun değerde takınca sorun yaşamadım Ama Umut’un söyleyecek birkaç cümlesi olabilir tabi

İncek yolu üzerinde Taşpınar köyü çıkışından tepelerin görüntüsü.



Bu yol bizi birazdan Gölbaşı Patalya Otelin önüne çıkaracak.



Bozkır ve tepeler.



Yine tepeler.



Ve yine tepeler.



Neden bir tek ağaç yok ki? Acaba ağaç vardı da insanlar kese kese bitirdiler mi?





Umut ve Transalp’i. Bu motorun ismi hep komik gelmiştir bana nedense Neyse ki Umut’un adı Alp değil



Bu da ben ve F650GS’im. Muhteşem bir makine. Harikulade. Ultra süper bir şey Benim motosikletim olduğu için söylemiyorum. Gerçekler böyle yani





Haymana’ya kadar durmadık. Zaten kaç kilometre ki? Deli bir yan rüzgar eşliğinde sürüyorduk.

Haymana girişinde Umut “fotoğraf çekelim mi?” diye sordu ama ben midemden gelen sesler nedeniyle bu teklife sıcak bakmadım. Bir an önce yemek yiyebileceğimiz bir yer bulmamız gerektiğini söyledim. Sonuç aşağıda.



Hayme Ana Kebapçısına girdiğimizde üşüdüğümü fark ettim. Umut’la konuşurken nedenini bulduk. Motosikletteyken ısınıyordum. İnince ısıtıcımın çalışması da durdu tabi ve ben giysilerimin soğuğunu vücudumda hissetmeye başladım.



Karnımızı doyurduktan sonra Ankara’ya Polatlı ilçesi üzerinden gidelim dedik. Kebapçıdaki garson “40km abi, otoban gibi yol var” deyince “Bakalım şu otoban gibi yola” dedik. Otoban(!) gibi yola girdiğimizde mıcırla karşılaştık. “Polatlı’ya kadar böyleyse yandık” diye düşünürken birkaç km sonra yol normale döndü. Güzelleşti demiyorum dikkatinizi çekerim. Yolda Umut’la motosikletleri değiştik.

İkimiz için de deneyim oldu F650GS ultra süpermiş Bu arada Ben Umut’un motosikletini sürerken üşüdüm. Çünkü ısıtıcımı çalıştıracak 12V çıkışı yoktu

Biraz yol aldıktan sonra Umut durdu. Ne oldu diye ben de durdum tabi. Meğer sigarası gelmiş

Umut sigarasını çıkardı.









Ben bu pozu çekene kadar Umut rüzgar yüzünden sigarasını yakamamıştı. Bir deli soğuk rüzgar vardı ki kulaklarım dondu. Kaskımı çıkardığıma pişman oldum. Kaskı taktım hemen kafama.



Polatlı ileride görünüyor. Belki de görünmüyor



Umut’un sigara molası bitmeden şu aynalarımın da fotoğrafını çekeyim dedim. Çekerken birisi arkadan el sallıyordu. Herhalde, kamera görünce el sallayanlar var ya onlardan biridir diye düşündüm. Aynada görünen kişiyi tanımıyorum



Herkes kendi motoruna bindi ve keyif yine başladı Ankara’ya kadar durmadık. Malum hava kararmadan yerler buz tutmadan şehre ulaşmak gerek. Doğruca Kirpi’ye (http://tr-tr.facebook.com/KirpiBar) gittik. Baktık ki Şenol ve Arda’da orada sohbet ediyorlar. Biz de katıldık. Sonra evli evine, köylü köyüne…

Fotoğrafların hepsi yine benim meşhur cep telefonum olan SonyEricsson P990i ile çekildi (Ondan bahsetmezsem üzülür belki diye düşündüm)

Bir panoramik görüntü de bugünden. Bu kez fotoğraf birleştirme hataları çok belirgin. Elektrik tellerinin olmadığı yerleri çekmeliymişim.
http://img697.imageshack.us/img697/5731/panoramik01.jpg